Bir Yudum Sanat

Ademoğlu yaradılışından bu yana sürekli en iyiyi aradı. Buna dair herhangi bir karşıt görüşlü birisi var mı? Yoksa yazımıza devam edebiliriz. Sürekli en iyisini aradılar. Biri bir yemiş buldu, ötekilere haber vermek istedi. Herhangi bir dilleri yoktu daha. Yerleşik yaşamıyorlardı. Tüm yemişleri toplayıp gece ateş başında tüm kabileye olayları canlandırdı. Ertesi sabah tüm kabile o yemiş ağacına gidip yemişleri topladılar. Kabilenin en güçsüzlerinden birisi bir ceylan avladı. O gece o avı nasıl avladığını canlandırdı. Kim bilir, belki de ayağı kaydı. Güldüler. Komedya doğdu. Gel zaman git zaman, günler geceler, geceler gün oldu. Bir dil kullanmaya başladı insanlar. Birbirlerine olan saygı ve güvenleri yok oldu. Bir tehdit oluşturmaya başladılar. Ayrıldılar. Başkalaştılar. Mankurtlaştılar. Devletler ortaya çıkmaya başladı. Güçsüz birisi maskesini takıp mahallede kral tiplemesi yaptı. İnsanlara olayları anlattı. Kim bilir, belki de öldürüldü. Ağladılar. Trajedi doğdu. İnsanlar ekmek parası derdine düştü. Büyükçe işler arasında küçük birer birey olarak taş taşıdılar. Yol yaptılar. Duvarları örmeye başladılar. O duvarların önlerine parmaklık koydular. İçine insan koymaya başladılar. Artık kimse, yemiş ağacına gitmemeye başladı. Yevmiyelerini alıp evlerine giderlerken bir afiş gördüler. Merak edip girip incelediler. Kendi hikayelerini izlediler ayrı bir gözden. Başka isimlerle. “Ulan” dediler. “Ne acı yaşamlar var…” üzüldüler. Dram doğdu. Dionysos izledi belki de canlandırılan karakterleri bundan 2500 yıl önce. Oyundaki her karaktere bir şarap verdi belki. İnanıyor muyum? Tabii ki de hayır. Ama düşününce insan, tee bundan 2500 yıl önce tüm oyunlar ona yazıldı. Ona oynandı. Oyun esnasında bir şarkı istedi yönetmen. Arka planı çok sade buldu. Bir paravanın önüne resim yaptılar. Sahnenin boş olduğunu düşündüler. Bir heykel koydular. Birisi bir metin yazdı. Oyunun sonunda bir şiir okudular. Daha sonra düşündü belki birisi bundan 2500 yıl evvel. “Tiyatro tüm sanatları mı birleştiriyor?”. Bu oyunları izlemeye bir köylü gitti. Yorgundu belki. Ter koktuğu için hayıflandı salonda. Onun iki sıra ilerisinde bir kraliyet muhafızı vardı. Az önde belki kraliçe. Bir memur gelip oturdu belki köylünün yanına. Yine o düşünen adam, düşündü belki de “tiyatro sadece, sanatları değil acaba insanları da mı birleştiriyor?” adam hala düşünüyordu. Mesela ki bugün, paramparçayız. Bin bir görüşe bölündük belki de. Neden tiyatroya gidip birleşmiyoruz? Bu yazımızı konuk yazarımız Sabri Sür yazmıştır. Hey bu arada! Bizi takip etmeyi unutmayın! Instagram: Upsblog Twitter: UPS(@UPSBLOG) Pinterest: UpsBlog

Yorumlar

Popüler Yayınlar